LİDER ÜLKE OLMANIN YOLU “ÇELİK”TEN GEÇER
Ülkemizin adı 17 gelişmiş ülke ile birlikte anılıyor. Bu gurur verici tabloda daha da üst sıralarda yer almak, bileği bükülmeyen bir ülke olmak elbette mümkün. Nasıl mı? Çelik üretiminde söz sahibi olmakla. Çeliğin ham maddesi olan demir vekömüre hakim olmak ve en kaliteli çeliği üretip günlük hayatımızını ber parçası haline getirmekle... Çünkü çelik, geri dönüşümlü bir üründür. Bir çeliği burada kullanıp, daha sonra bir başka yerde de kullanabilirsiniz. Çelik, küflenmez, paslanmaz, eskimez... Beton gibi değildir. Betonu bir kez, çeliği bin kez kullanabirsiniz.. Çelik güçtür, çelik ekonomik bağımsızlıktır.
“Kalkınmış ülke olmanın, lider ülkeler arasında yer almanın sihirli formülü; çelik ve çelik standarlarını yakalamaktan geçiyor. Japonya, G. Kore ve Çin bunu başardı. Hindistan ise bu başarıyı yakalamak üzere. “ Bu sözlerin altında imzası bulunan Makine Mühendisi i Yapısal Çelik Uzmanı İsmail Özyurt. Kısa süreliğine geldiği Marmaris’te çelik üzerine konuşuyoruz. İsmail Özyurt’a göre, bir ülke çeliğe ne kadar hakimse, gelişmişlik kariyeri o derece yüksektir. Özyurt’a göre bütün savaşların kökeninde çeliğe hakim olmak yatar. O’na göre, bir ülkenin, diğer bir ülkeye üstünlük sağlaması, zeliğinin kalitesi ve zenginliğene bağlıdır. İsmail Özyurt’a göre, çelik konusu, daha ilkokuldan başlaya üniversite bitimine kadar devam etmeli. Ve bu süreç asla bırakılmamalı. Bunun gerekçelerini şöyle sıralıyor Özyurt: “Yapısal çeliğin ülkemizde daha fazla tanınmasını sağlamak, ülkemize insanımıza kazandıracağı bilgileri, ilkokuldan başlayıp orta, lise, üniversite ; eğitimi- öğretim-araştırma- geliştirme korumlarına anlatmak, igili her birimi aydınlatmak, konunun daha hızlı öğrenilmesini ve öğretilmesini sağlamak, önemini görmek için gelişmiş ülkelerin ekonomisine bakmak gerekir. Bu konu hakkında bizim tarihimize baktığımız zaman Türklerin çelikte söz sahibi oldukları, Uygur Türklerinin kılıç yapımında çeliği çok iyi işlemelerini ve kullanmalarını görmekteyiz. Çelik hakkında tarihi bir birikime ve ustalığa sahip olan Türkler, bu konudaki bilgi ve deneyimlerini Osmanlılar zamanında daha da geliştirmiş, uzun yıllar süren büyük dünya imparatorluğu özelliğini kazanmıştır.” PAYLAŞIM SAVAŞLARI DEĞİL ÇELİK SAVAŞLARI İsmail Özyurt, Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının kökeninde çeliğin hammaddesi olan demir ve kömür yataklarına hakim olmanın yattığını söylüyor. Demir ve kömür yataklarını sulh ya da anlaşma yoluyla paylaşamamış olan ülkeler hep gelecek kuşaklara yeni savaş nedenleri bırakmışlardır. Yapısal Çelik Uzmanı İsmail Özyurt’a göre; Avrupa’yı Ortaçağ karanlığından aydınlığa çıkaran Rönasans döneminin kökeninde; materyallerin araştırılması ve geliştirilmesi yatmaktadır. Bu dönemde araç-gereç, köprü, demiryolu gibi her türlü yapım üretim sürecinde çeliğin geliştirilmesi konusunda büyük ilerlemeler kaydedilmiş, çelik kalitesi artırılmış, kullanım alanları genişletilmiş, bu sayede çelik; sanayileşmenin ana unsuru olmuştur. SAVAŞARAK DEĞİL, BARIŞ YOLUYLA İsmail Özyurt anlatıyor: “Avrupa ülkeleri çelik üretiminin ana hammaddesi olan kömür ve demir cevheri için paylaşım savaşları başlatmış, 1. Ve 2. Dünya savaşları sonucu milyonlarca insan hayatını kaybetmiş; ancak mevcuk problemler giderilememiştir. Sonuçta bu sorunun savaşarak değil barış ortama yaratılarak çözüleğini öngören Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman, Batı Almanya ile Fransa’da çelik ve kömür üretimini denetleyecek bir yönetim birliği oluşturulmasını, bu ortaklığın diğer Avrupa ülkelerine açık tutulmasını istemiştir. Neticede 18 Nisan 1951 tarihli Paris Antlaşması ile “Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu” kurulmuş ve Almanya, Fransa, İtalya, Belçike, Lüksemburg ve Hollanda bu biriğin ilk üyeleri olmuştur.Bu birlik ise bugünkü Avrupa Birliğinin ilk şeklidir. “Bu topluluk hiç kuşku yok ki; Avrupa ülkeleri tarafından savaşmamak için kurulan bir ekonomik birliktir. Bu birlik Roma Antlaşması ile “Avrupa Ekonomik Topluluğu” adını aldı. TÜRKİYE 56 YILDIR BEKLİYOR Türkiye AET ile işbirliği kurmak isteyen ilk ülkelerden biridir. Bu işbirliği antlaşması 1963 yılında Ankara antlaşması ile gerçekleşmiş ancak aradan geçen 56 yıla rağmen ülkemiz bir beklenti içinde bırakılmıştır. Öyürt’a göre “Bu ucu açık beklentileri sonlandırmak, teknolojik olarak çelik standardlarını yakalamak, çelik sektöründe lider biri olmakla mümkündür. “ ORTAK DİLEK Sözün özü; Çelik konusunda Türkiye’nin lider ülkelerden biri olmasını arzu eden, Avrupa Biriliği’nden hiç beklenti olmadan zengin ülke olabileceğimiz inancını taşıyan ve Türkiye için bizim ile aynı hayalleri paylaşan insanlar ve kurumların desteğiyle, hep birlikte yol alma dileği ile yazamızı sonlandıralım.
Bu haber 1222 defa okunmuştur.

2019-09-27 10:19:30
Mehmet Emin BERBER


Yorumlar
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
Bu habere yorum yapın
Adınız Soyadınız
E-Mail
Konu
Mesaj
 
EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler
Çağdaş Marmaris © 2017. All rights reserved. Dekapixel Creative Solutions
Yazar Girişi